Make mi Do mu? Hangi Kelimeyle Hangisi Gelir
Türkçedeki tek "yapmak" fiili yüzünden make ve do karışır. Karar, hata, ödev ve iyilik kalıplarını mantığıyla gruplayıp bir diyalogla pekiştiriyoruz.
Make bir şey ortaya çıkarmak, do ise bir iş ya da görevi yerine getirmek için kullanılır. Ortaya yeni bir şey çıkıyorsa (karar, plan, hata) make, bir faaliyetten ya da sorumluluktan söz ediyorsan (ödev, bulaşık, iyilik) do gelir. İkisi de Türkçede "yapmak" olduğu için karıştırırsın, ama İngilizce bu ayrımı kelime kelime ezberletmez, mantığıyla öğretir.
Türkçedeki tek "yapmak" neden sorun çıkarıyor?
Türkçede ödev de yaparsın, hata da, plan da, iyilik de. Tek fiil hepsine yeter. İngilizcede ise bu iş ikiye bölünmüş. Kafanda "yapmak" kelimesinden çeviri yaptığın sürece her cümlede yazı tura atıyorsun demektir. Bunun yerine şu soruyu sor: Bu eylemin sonunda ortaya yeni bir şey çıkıyor mu?
Evet diyorsan büyük ihtimalle make. Hayır, sadece bir iş yapılıp bitiyorsa büyük ihtimalle do. Bu kural %100 değil (İngilizcede hiçbir kural değil), ama kalıpların çoğunu doğru tahmin ettirir. Kalan kısmı kalıp olarak öğrenirsin. Çeviri alışkanlığını bırakmak için İngilizce düşünmek üzerine yazımız işine yarayabilir.
Karar ve üretim kalıpları: hangileri make ile gelir?
Bir sonuç, plan ya da değişim doğuran eylemler make ile kurulur.
- make a decision: karar vermek. "I need to make a decision by Friday." Karar, o an ortaya çıkan bir şeydir. "Take a decision" İngiliz İngilizcesinde de duyulur, ama "do a decision" yoktur.
- make an effort: çaba göstermek. "She made an effort to speak only English all day."
- make progress: ilerleme kaydetmek. "We're making progress with the new project." Burada "progress" sayılamaz, "a progress" demezsin.
Hata nasıl söylenir: make a mistake mi do a mistake mi?
Doğrusu make a mistake. Hata, yaptığın işin sonunda ortaya çıkan bir şeydir, o yüzden make gelir. "Sorry, I made a mistake in the email." Bizim öğrencilerimizin en sık yaptığı hatalardan biri "I did a mistake" demektir. Anlaşılır, ama kulağa yabancı gelir.
İşin ilginç yanı, konuşurken yaptığın bu hatayı fark etmenin en iyi yolu kendini dinlemek. Kendi konuşmanı kaydedip dinlemek tam bunun için iyi bir yöntem.
İş ve görev kalıpları: hangileri do ile gelir?
Tekrar eden, belli bir içeriği olmayan ya da bir sorumluluk gibi duran işler do ile söylenir.
- do homework: ödev yapmak. "I do my homework after dinner." Ödev zaten verilmiş bir görevdir, sen sadece yerine getirirsin.
- do the dishes: bulaşık yıkamak. "Who's doing the dishes tonight?" Aynı mantıkla do the laundry (çamaşır yıkamak) ve do the shopping (alışveriş yapmak) da do ile gelir.
- do your best: elinden geleni yapmak. "Just do your best, nobody expects perfection."
İyilik için hangisi gelir?
do someone a favor kalıbı do ile kurulur: "Could you do me a favor?" (Bir iyilik yapar mısın?). Burada iyilik yeni bir şey üretmek değil, birine yönelik bir davranıştır, o yüzden do. Karışmasın diye şunu not et: "make a difference" (fark yaratmak) make ile gelir, çünkü sonuçta bir değişim ortaya çıkar.
Kısa bir diyalog: ikisi aynı cümlede
İki arkadaş akşam planı yapıyor. Make ve do'nun yan yana nasıl durduğuna bak:
A: Did you finish your homework?
B: Not yet. I still have to do the dishes and then I'll do it.
A: Okay, but we need to make a decision about Saturday.
B: Right. Sorry, I made a mistake with the booking. Could you do me a favor and call them?
A: Sure. I'll make the call after dinner.
Diyalogda iş, görev ve iyilik için do, karar, hata ve telefon görüşmesi (make a call) için make kullanıldı. Aynı mantık tekrar ediyor.
Karışan çiftler: aynı konu, farklı fiil
Bazı durumlarda iki fiil de aynı konunun etrafında dolanır ve anlam kayar. Şu çiftleri yan yana görmek işi kolaylaştırır:
| Make | Do |
|---|---|
| make the bed (yatağı toplamak) | do the laundry (çamaşır yıkamak) |
| make a phone call (telefon etmek) | do business (ticaret yapmak) |
| make money (para kazanmak) | do research (araştırma yapmak) |
| make breakfast (kahvaltı hazırlamak) | do the cooking (yemek işini üstlenmek) |
Son satıra dikkat: kahvaltıyı hazırlarsan ortaya bir yemek çıkar, make. Evdeki yemek sorumluluğunu üstlenirsen bu bir iş paylaşımıdır, do. Bir eğitmenimiz bunu öğrencilerine şöyle anlatıyor: "Elinde tutabileceğin bir şey doğuyorsa make, sadece bir iş bitiyorsa do." Her kalıpta tutmaz, ama başlangıç için sağlam bir pusuladır.
Konuşurken en sık nerede yanılırsın?
Yanlışlar belli yerlerde toplanır. Ofiste "I will do a plan" demek, toplantıda "let's do a decision" demek, evde "can you make me a favor?" demek bunların başında gelir. Üçünde de Türkçedeki "yapmak" devreye girmiş olur. Doğruları sırasıyla "I will make a plan", "let's make a decision" ve "can you do me a favor?" şeklindedir.
Bu hataları konuşma sırasında düşünerek yakalamaya çalışma, akıcılığı bozar. Önce yukarıdaki sekiz kalıbı kendi cümlelerinle otomatiğe bağla. Sonra bu kalıplar akışın içinde kendiliğinden gelir.
Make ve do için pratik bir öğrenme yolu
Listeyi ezberlemeye çalışma. Üç adet kendi hayatından cümle kur: biri karar, biri iş, biri hata ile ilgili olsun. Sesli söyle. Bir hafta sonra aynı cümleleri hatırlamadan tekrar kurabiliyorsan kalıp oturmuştur.
Make ve do'yu birlikte öğrenmenin en iyi tarafı, bir kalıbı doğru kurduğunda diğerinin yerini de otomatik olarak anlamandır. Bu yüzden her yeni kalıbı bir örnek cümleyle ve karşıt fiiliyle birlikte not et: "I made a mistake" yanına "I did my homework" yaz.
Sık Sorulan Sorular
Make ile do arasındaki temel fark nedir?
Make, sonunda yeni bir şey ortaya çıkan eylemlerde (karar, plan, hata) kullanılır. Do ise iş, görev ve faaliyetlerde (ödev, bulaşık, iyilik) kullanılır.
"Do a mistake" denir mi?
Hayır, doğru kalıp make a mistake. Hata, yaptığın işin sonucunda ortaya çıktığı için make ile kurulur.
Do someone a favor mi make someone a favor mı?
Doğrusu do someone a favor. Örnek: "Could you do me a favor?" Make a favor diye bir kalıp yoktur.
Make ve do kalıplarını nasıl ezberlerim?
Listeyi ezberlemek yerine kendi hayatından karar, iş ve hata içeren üç cümle kur ve sesli söyle. Kalıbı örnek cümleyle birlikte öğrenmek kalıcı olur.