talkup
Sınav Hazırlık

İngilizce Seviyeleri A1'den C2'ye: Konuşmada Ne Demek?

Sertifikanda B2 yazıyor ama toplantıda konuşamıyorsan seviyen gerçekte ne? A1'den C2'ye her seviyenin konuşmada neye benzediğini örnek cümlelerle ve kendini değerlendirme sorularıyla gör.

Toplantı odasında altı basamaklı renkli bir merdivenin yanında duran adam, oturan iki iş arkadaşına fikrini anlatıyor

İngilizce seviyeleri, Avrupa Ortak Dil Referans Çerçevesi'nin (CEFR) A1'den C2'ye uzanan altı basamağıdır; konuşmada her biri, hangi durumda ve ne kadar zorlanmadan iletişim kurabildiğini anlatır. Kâğıttaki harf ile ağzından çıkan cümle her zaman aynı seviyede olmaz; pek çok kişinin konuşması, okumasının bir basamak gerisinde kalır.

Sertifikamda B2 yazıyor, toplantıda neden konuşamıyorum?

Bu soruyu bize bir öğrencimiz sordu. Kendisi mühendis; yıllar önce aldığı belgede B2 yazıyor, teknik dokümanları rahatça okuyor. Ama haftalık toplantıda yöneticisi “Any thoughts on this?” dediğinde ağzından tek cümle çıkmıyor. Sorusu netti: “Seviyem gerçekten B2 mi, yoksa belge yanlış mı?”

Kısa cevap: belge de yanlış değil, hissin de. CEFR tek bir not değil, beceri bazlı bir çerçevedir. Okuma, dinleme, yazma, sözlü anlatım ve karşılıklı konuşma ayrı ayrı tanımlanır. Birinin okuması B2, konuşması B1 olabilir; bu dengesiz profil oldukça sık görülür. Öğrencimizin belgesi okuma ve dinleme ağırlıklı bir sınavdan geliyordu. Konuşması hiç ölçülmemişti.

Eğitmenimizle yaptığı kısa bir seviye konuşmasında tablo netleşti: tanıdık konularda kendini anlatabiliyor, hazırlanınca akıcı. Ama beklenmedik bir soruda, fikrini savunurken ya da birinin sözünü kibarca keserken duruyor. Bu, konuşmada tipik bir B1 ile B2 arası görüntüsü.

Her seviye konuşmada neye benzer?

Aşağıdaki özetler CEFR'nin genel tanımlarına dayanır, ama sınav dilinden çok gerçek bir sohbette ne yaşadığına odaklanır.

A1: Kalıplarla idare etmek

Kendini tanıtır, çok basit sorular sorar ve cevaplarsın; karşındakinin yavaş konuşması ve sana yardım etmesi gerekir. “My name is Elif. I'm from Izmir. I work in a bank.” gibi ezber cümleler kurarsın. Soru biraz değişince bağ kopar.

A2: Rutin işleri halletmek

Kafede sipariş vermek, bir saati teyit etmek, hafta sonunu kısaca anlatmak gibi kısa ve tanıdık alışverişleri yönetirsin: “I went to my sister's house on Sunday. We cooked together.” Sohbeti kendin sürdürmekte zorlanırsın; konuşma çoğunlukla karşı tarafın sorularıyla ilerler.

B1: Hazırlıksız ama tanıdık konularda konuşmak

Seyahatte karşına çıkan çoğu durumu idare eder, işin, hobilerin ya da izlediğin bir dizi hakkında hazırlıksız konuşursun. Fikrini basitçe gerekçelendirirsin: “I prefer working from home because I don't waste time in traffic.” Kelime aradığın duraklamalar sıktır, ama mesaj karşıya geçer.

B2: Zorlanmadan karşılıklı sohbet

Anadili İngilizce olan biriyle, iki taraf için de yorucu olmayan bir akıcılıkla konuşursun. Bir tartışmada taraf tutar, artıları ve eksileri sıralarsın: “I see your point, but if we delay the launch, we'll lose the summer customers.” Hatalar devam eder ama anlamı bozmaz, bazılarını da konuşurken fark edip düzeltirsin.

C1: Kelime aramadan, esnek konuşmak

Kelime aradığın pek belli olmadan, akıcı ve doğal konuşursun. Tonu ayarlarsın: aynı itirazı yöneticine yumuşak, arkadaşına daha doğrudan söyleyebilirsin. “I'm not entirely convinced this is the right time” gibi kibarca mesafe koyan cümleler kendiliğinden gelir.

C2: İnce anlam farklarını yönetmek

Zorlanmadan konuşur, ince anlam farklarını tam istediğin gibi aktarırsın. İma, ironi ve espri yapar, bir yanlış anlaşılmayı karşı taraf fark etmeden toparlarsın. Bu seviye “anadili gibi konuşmak” değil, dili tam kontrol etmek demektir; aksanın olması seviyeni düşürmez.

Okuma seviyen neden konuşmanı ölçmez?

Okurken zaman sende: cümleye geri dönebilir, bilmediğin kelimeyi bağlamdan çıkarabilirsin. Konuşurken ise anlamayı, cümle kurmayı ve telaffuzu aynı saniyede yapman gerekir. Bir kelimeyi görünce tanımak ile onu anında kullanabilmek ayrı becerilerdir.

Bizim öğrencilerimizde en sık gördüğümüz tablo, okuması B2 ya da C1, konuşması B1 olan profil. Bu açığı kapatan şey daha çok gramer değil, gerçek zamanlı konuşma tekrarıdır. O tekrarda her hatada durmak da seni yavaşlatır; bu dengeyi akıcılık mı doğruluk mu sorusunu ele aldığımız yazıda ayrıntılı anlattık.

Konuşma seviyeni kendin nasıl değerlendirirsin?

Kesin sonuç için konuşmayı ölçen bir sınav ya da deneyimli bir eğitmen gerekir. Ama kendine dürüstçe soracağın şu sorular iyi bir başlangıç verir:

  • Beklenmedik soru: Hazırlık yapmadığın bir konuda fikrin sorulduğunda bir dakika boyunca konuşabiliyor musun? Evetse büyük olasılıkla en az B1 civarındasın.
  • Ses kaydı: İki dakikalık bir kayıt al ve dinle. Cümlelerin hep “and then” ile mi bağlanıyor, yoksa “although”, “which means” gibi bağlantılar da var mı?
  • Kibarca karşı çıkmak: Birine katılmadığını kırmadan söyleyebiliyor musun? Bu, B2'nin en belirgin işaretlerinden biridir.
  • Grup sohbeti: Üç dört kişinin hızlı konuştuğu bir ortamda araya girebiliyor musun, yoksa sadece dinliyor musun?

Bir üst seviyeye geçtiğini nasıl anlarsın?

Geçiş bir gün birden olmaz, küçük işaretlerle gelir:

  • A2'den B1'e: Sadece cevap vermeyi bırakıp sen de soru sorarak sohbeti sürdürmeye başlarsın.
  • B1'den B2'ye: Kafanda Türkçe cümle kurup çevirme süren kısalır, “because” dışında gerekçe kalıpları kullanırsın, hatalarını konuşurken yakalarsın.
  • B2'den C1'e: Bilmediğin kelimenin etrafından dolaşmak doğallaşır; “it's the thing you use to…” diye anlatıp konuşmayı durdurmazsın. Yorgunken bile konuşman pek bozulmaz.
  • C1'den C2'ye: Deyimler ve espriler senin için sadece anlaşılır değil, kullanılır hale gelir.

Öğrencimiz için hedef netti: toplantıda fikir savunabilmek, yani konuşmada B2. Bunun kaç haftada olacağını kimse kesin söyleyemezdi, ama ne çalışacağı belliydi: kısa, düzenli, gerçek kişilerle karşılıklı konuşma ve her seansta bir katılmama kalıbı. Bir süre sonra eğitmenimize şu mesajı yazdı: “Bugün toplantıda ilk kez ‘I'd push back on that a little’ dedim ve kimse garip bakmadı.”

Sertifika mı, konuşma seviyesi mi?

İkisinin işlevi farklı. Sertifika seviyeni bir kuruma belgelemek içindir; konuşma seviyesi ise toplantıda, seyahatte, mülakatta işini görür. Belge gerekiyorsa hangi sınavın anlamlı olduğu, onu kime vereceğine bağlıdır; bunu YDS ile IELTS'i karşılaştırdığımız yazıda anlattık. Unutma, YDS'de konuşma bölümü yoktur; IELTS'te ise ayrı bir speaking puanı alırsın. IELTS'e hazırlanıyorsan konuşma bölümü için 4 haftalık IELTS Speaking planına göz gezdir.

Belge almasan da hedefini CEFR diliyle koymak işe yarar. “İngilizcemi geliştirmek istiyorum” yerine “Konuşmada B1'den B2'ye geçip toplantıda fikrimi savunmak istiyorum” demek, neyi çalışacağını da gösterir. Bu netlik mülakatta da işe yarar: İngilizceni geliştirdiğin bir alan olarak anlatmak istersen what is your weakness sorusuna nasıl cevap vereceğini ayrıca ele aldık.

Sık Sorulan Sorular

İngilizce seviyeleri kaç tanedir?

CEFR'de altı seviye vardır: A1 ve A2 temel, B1 ve B2 bağımsız, C1 ve C2 yetkin kullanıcıyı tanımlar.

B2 seviyesi konuşmada ne demek?

B2'de anadili İngilizce olan biriyle iki taraf için de yorucu olmayan bir akıcılıkla konuşur, bir tartışmada fikrini gerekçeleriyle savunursun. Hataların sürer ama anlamı bozmaz.

Okuma seviyem ile konuşma seviyem neden farklı?

CEFR becerileri ayrı ayrı tanımlar ve okurken zaman sende olduğu için okuma genelde daha önden gider. Konuşmada anlamayı, cümle kurmayı ve telaffuzu aynı anda yapman gerekir.

Konuşma seviyemi nasıl öğrenebilirim?

Kesin sonuç için konuşmayı ölçen bir sınav ya da deneyimli bir eğitmen gerekir. Kendi başına ise hazırlıksız bir dakika konuşma, ses kaydı ve kibarca karşı çıkma gibi testlerle fikir edinebilirsin.

Bunlar da ilgini çekebilir

Sınav Hazırlık

YDS mi IELTS mi? Hangi Sınava Girmelisin?

YDS mi IELTS mi sorusunun cevabı, belgeyi kime vereceğine bağlı. İki sınavın farkını, hangisinin nerede işe yaradığını ve…

29 Temmuz 20264 dk okuma