talkup
Seyahat İngilizcesi

İngilizce Yol Sormak ve Tarifi Anlamak

Yol sormak işin kolay kısmı, asıl zorluk gelen tarifi anlamak. Kibar soru kalıpları, tarifte en sık duyacağın kelimeler, anlamadığında tekrar isteme ve toplu taşıma sorma cümleleri.

Haritalı orta yaşlı bir kadın gezgine, sokak köşesinde yaşlı bir adamın trafik ışıklarını göstererek yol tarif ettiği sahne

İngilizce yol sormak için "Excuse me, could you tell me how to get to…?" kalıbı tek başına yeter; asıl beceri, gelen tarifi kendi cümlenle tekrar ederek doğrulamaktır. Soruyu ezberlemek kolay. Karşındaki kişi hızlıca "second left after the lights" dediğinde ne yapacağını bilmek ise pratik ister. Bu yazıda ikisini birlikte çalışıyoruz.

Yol sorarken hangi kibar kalıpları kullanmalısın?

Sokakta birini durduruyorsan her zaman Excuse me ile başla. Sonra ihtiyacına göre şu kalıplardan birini seç:

  • Could you tell me how to get to the train station? Bir yere nasıl gideceğini sorarken en güvenli kalıp.
  • Do you know where the nearest pharmacy is? Belirli bir yerin nerede olduğunu soruyorsan. Dikkat: soru içinde soru olduğu için "where is the pharmacy" değil, "where the pharmacy is" dersin.
  • Is there a cash machine near here? Yakında böyle bir yer olup olmadığını bilmiyorsan.
  • Am I going the right way for the museum? Yürürken emin olamadığında, kısa bir kontrol sorusu.
  • Is it far from here? / Can I walk there? Mesafeyi öğrenmek için.

Doğrudan "Where's the museum?" demek de anlaşılır, ama kalıpların başına eklenen birkaç kelime seni çok daha kibar gösterir. Karşındaki kişi de sana daha sabırlı ve yavaş anlatır. Müzeye vardığında gişede bilet ve tur seçeneklerini sormak için müze ve tur rezervasyonu kalıplarına da göz atabilirsin.

Tarifte en sık hangi kelimeleri duyarsın?

Tarifler genelde aynı küçük kelime havuzundan kurulur. Bunları tanırsan cümlenin geri kalanını tahmin etmek kolaylaşır.

İfadeAnlamıNot
turn left / turn rightsola dön / sağa dön"Take the second left" ikinci soldan dön demektir.
go straight (on)düz git, dümdüz devam et"Keep going" da aynı anlamda sık duyulur.
it's on your rightsağ tarafında kalıyorHedefe vardığında binanın hangi yanda olacağını söyler.
oppositekarşısında"It's opposite the bank." Amerikan İngilizcesinde "across from" daha yaygın.
next toyanında, bitişiğinde"Next to the post office": postanenin hemen yanı.
a couple of blocksbirkaç sokak ileride"Block" daha çok Amerikan kullanımı; İngiltere'de "a couple of streets" ya da "a few minutes' walk" duyarsın.
at the traffic lightstrafik ışıklarındaİngiltere'de kısaca "at the lights" denir.

Bir de "You can't miss it" var. Tarifin sonunda sık duyulur ve "gözden kaçırman imkânsız" demektir. Genelde yer gerçekten belirgindir, yani rahatlayabilirsin.

Tarifi anlamadığında ne demelisin?

Bir eğitmenimiz, yurt dışındaki ilk haftasını hâlâ gülerek anlatıyor:

"Birine istasyonu sordum. Adam on saniyede 'go straight, second left after the lights, it's opposite the church' dedi. Ben sadece 'left' kelimesini yakaladım, teşekkür edip yürüdüm ve yirmi dakika kayboldum. Ertesi gün tek bir şeyi değiştirdim: tarifi dinledikten sonra yüksek sesle geri okudum. 'So, straight on, then the second left?' Adam ya 'yes' dedi ya da düzeltti. Bir daha kaybolmadım."

Derslerde öğrencilerimize de aynı şeyi söylüyor: tarifin tamamını ilk seferde anlamak zorunda değilsin, sadece geri okumayı alışkanlık haline getir. Bu işe yarayan cümleler:

  • Sorry, could you say that again more slowly? Tekrar ve yavaşlık isteği birlikte.
  • So I go straight and then turn left, is that right? Duyduğunu kendi sözlerinle doğrulama.
  • Sorry, was that the first or the second left? Sadece kaçırdığın parçayı sorma.
  • Could you show me on the map? Telefonundaki haritayı uzatıp göstermesini istemek çoğu zaman en hızlı çözüm.

Geri okuma sana bir şey daha kazandırır: karşındaki kişi senin dinlediğini görür ve anlatırken daha net olur. Hiçbir şey anlamadıysan bunu söylemekten çekinme. "Sorry, I didn't catch that" tamamen doğal bir cümle.

Toplu taşımayı nasıl sorarsın?

Yürüme mesafesi değilse soru tipi değişir. Artık yönü değil, hattı ve durağı soruyorsun:

  • Which bus goes to the city centre? Hangi otobüsün gittiğini sorma.
  • Where's the nearest metro station? İngiltere'de "tube" ya da "underground", ABD'de "subway" duyabilirsin.
  • How many stops is it? Kaç durak olduğunu öğrenmek için.
  • Do I need to change? Aktarma gerekip gerekmediğini sorar. Cevapta "change at…" ya da "transfer at…" duyarsın.
  • Where can I buy a ticket? Bilet makinesini ya da gişeyi bulmak için.

Şehre havalimanından giriyorsan ilk toplu taşıma sorun muhtemelen terminalde olur; o kısmın kalıplarını havalimanında İngilizce konuşma rehberinde adım adım anlattık.

Kime sorman daha kolay olur?

Sokakta acelesi olan birini durdurmak yerine sakin birini seç: dükkân çalışanı, kafe garsonu ya da durakta bekleyen biri. Kaldığın yerin resepsiyonu da çok iyi bir başlangıç noktası. Sabah çıkmadan önce "How do I get to the old town from here?" diye sorup tarifi orada bir kez geri okursan güne hazır başlarsın. Resepsiyonla geçen diğer konuşmalar için otelde İngilizce konuşma kalıplarına bakabilirsin.

Kısa bir alıştırma

Bulunduğun yerden bildiğin bir kafeye giden yolu İngilizce tarif et, sonra rolleri değiştirip kendi tarifini geri oku. Örneğin: "Go straight for a couple of blocks, turn right at the lights, and it's on your left, next to the bakery." Bunu sesli söylemek, gerçek bir sokakta duyduğunda kelimeleri tanımanı çok hızlandırır. En iyisi de bunu karşında gerçek biriyle yapmak: canlı bir konuşmada karşındaki kişi hızlanır, kelime atlar, sen de durdurup sormayı öğrenirsin.

Sık Sorulan Sorular

İngilizce yol sorarken en kibar başlangıç nedir?

"Excuse me, could you tell me how to get to…?" kalıbı hemen her durumda işe yarar. Belirli bir yeri soruyorsan "Do you know where the nearest pharmacy is?" diyebilirsin.

Tarifi anlamadığımda ne demeliyim?

"Sorry, could you say that again more slowly?" diyerek tekrar isteyebilirsin. Daha da iyisi duyduğunu geri okumaktır: "So I go straight and then turn left, is that right?"

Block kelimesi her yerde kullanılır mı?

"A couple of blocks" daha çok Amerikan İngilizcesinde geçer. İngiltere'de aynı şeyi genelde "a couple of streets" ya da "a few minutes' walk" olarak duyarsın.

Opposite ile across from arasında fark var mı?

İkisi de "karşısında" anlamına gelir. "Opposite" İngiliz İngilizcesinde, "across from" Amerikan İngilizcesinde daha yaygındır.

Bunlar da ilgini çekebilir