Araba Kiralama İngilizce: Bankodan İadeye Kalıplar
Kiralama bankosunda anlamadan söylediğin her yes faturaya yansıyabilir. Sigorta, depozito, yakıt politikası, hasar kontrolü ve iade için hazır İngilizce kalıplar ve bir eğitmenimizin bankoda öğrendiği ders.
Araba kiralarken İngilizcede en çok işine yarayacak şey, bankoda konuşulacak dört konuyu önceden bilmek: sigorta, depozito, yakıt politikası ve hasar kontrolü. Bu dördünün kalıplarını hazırlarsan rezervasyonunu söylemek, ek ücretleri reddetmek ve aracı sorunsuz teslim etmek için kusursuz İngilizceye ihtiyacın kalmaz.
Kiralama bankosu, seyahatte İngilizcenin en pahalıya patladığı yerlerden biri. Restoranda yanlış yemek gelirse gülüp geçersin; burada ise anlamadan yes dediğin her cümle faturaya yansıyabilir. Aşağıda konuşmayı sırasıyla, bankodan iadeye kadar ele alıyoruz.
Bankoda ilk cümle ne olmalı?
Kiralama bankoları çoğu zaman havalimanının varış katındadır. Havalimanındaki önceki adımları atlattıktan sonra burada uzun cümle kurmana gerek yok. Görevli büyük ihtimalle Do you have a reservation? diye başlar. Senin işin kısa ve net olmak:
- I have a reservation under the name Demir. (Demir adına rezervasyonum var.)
- Here's my booking confirmation. (Rezervasyon onayım burada.)
- I booked a compact car online for five days. (İnternetten beş günlüğüne kompakt bir araç ayırttım.)
Ardından ehliyet ve kart istenir: Can I see your driving licence and a credit card in the main driver's name? Buradaki main driver ifadesine dikkat et: kart, aracı kullanacak ana sürücünün adına olmalı. Yolculuğu biriyle dönüşümlü sürecekseniz şunu sor: How much is it to add a second driver?
Sigorta konuşmasında hangi terimleri bilmelisin?
Bankonun en hızlı ve en kafa karıştırıcı kısmı burası. Görevli genelde bir paket önerir ve terimleri art arda sıralar. Bu kelimeleri tanımak, neyi kabul edip neyi reddettiğini bilmek demek:
- CDW (Collision Damage Waiver): Kazada aracın hasarı için senin ödeyeceğin tutarı sınırlayan güvence. Avrupa'da çoğu zaman fiyata dahildir ama tam koruma değildir.
- Excess: Hasar olursa cebinden çıkacak en yüksek tutar. Amerikan İngilizcesinde aynı şeyi deductible olarak duyabilirsin.
- Zero excess: Hasarda senin payını sıfıra indiren ek paket. Bankoda en çok satılmaya çalışılan şey budur.
- Third-party liability: Başkasının aracına ya da malına verdiğin zararı karşılayan sigorta.
Anlamadığın bir paketi kabul etmeden önce iki soru sor: What exactly does this cover? ve What would the excess be without it? İkinci soru, ek paketin sana gerçekte ne kazandıracağını rakamla gösterir.
Kendi sigortan zaten varsa kibarca reddet: Thanks, but I'm already covered. Daha resmi bir seçenek: I'll decline the extra cover, thank you.
Görevli ısrar ederse ne dersin?
Bir eğitmenimiz bu konuyu derste hep kendi tatilinden bir anıyla anlatır:
Bir havalimanında araba kiralarken görevli bana aynı paketi üç kez önerdi. Her seferinde biraz daha hızlı konuştu, ben de her seferinde biraz daha az anladım. Sonunda kendimi Sorry, I just want the basic package derken buldum. Cümle süslü değildi ama işe yaradı. O günden beri öğrencilerime şunu söylüyorum: bankoda zekice cümle kurmak zorunda değilsin, aynı net cümleyi sakin bir sesle tekrar etmen yeter.
Bu yaklaşımın püf noktası tartışmaya girmemek. Şu kalıplar ısrarı kibarca keser:
- I understand, but I'll stick with what I booked. (Anlıyorum ama ayırttığımla devam edeceğim.)
- No, thank you. Just the basic one, please. (Hayır, teşekkürler. Sadece temel paket lütfen.)
- Could you show me the total price before I sign? (İmzalamadan önce toplam fiyatı gösterebilir misiniz?)
Son cümle özellikle önemli. Sözleşmede sana söylenmemiş bir kalem varsa toplamı görünce fark edersin ve parmağınla gösterip sorarsın: What's this charge here?
Depozito hakkında ne sormalısın?
Kiralama şirketleri genelde kartında bir tutarı bloke eder. İngilizcede buna deposit ya da hold denir. Para hesabından çekilmez, sadece bir süre kullanılamaz hale gelir. Sorman gerekenler:
- How much is the deposit? (Depozito ne kadar?)
- Is it a hold or an actual charge? (Bloke mi, yoksa gerçekten çekilecek mi?)
- When will the hold be released? (Bloke ne zaman kalkar?)
- Can I use a debit card for the deposit? (Depozito için banka kartı kullanabilir miyim?)
Son soruyu bankoda değil, rezervasyon aşamasında sormak en doğrusu. Bazı şirketler depozito için yalnızca kredi kartı kabul eder.
Yakıt politikasını nasıl anlarsın?
Görevli bunu her zaman kendiliğinden anlatmaz, bu yüzden sen sor: What's the fuel policy? Büyük ihtimalle iki seçenekten birini duyarsın:
- Full to full: Aracı dolu depoyla alırsın, dolu depoyla geri verirsin. Genelde en hesaplı seçenek budur.
- Full to empty: Bir depo yakıtın parasını baştan ödersin, aracı boş getirebilirsin. Kullanmadığın yakıtın parası çoğu zaman iade edilmez.
İki soru daha işine yarar: Does it take petrol or diesel? (Benzin mi alıyor, dizel mi?) ve Is there a petrol station near the return area? Amerika'da petrol yerine gas denir, yani gas station duyarsan aynı yerden bahsediliyor.
Aracı teslim alırken hasarı nasıl bildirirsin?
Anahtarı aldıktan sonra yola çıkmadan aracın etrafında bir tur at. Var olan çizik ve göçükleri şimdi göstermezsen iadede senin yaptığın sanılabilir. Kullanacağın kelimeler basit: scratch (çizik), dent (göçük), chip (camda ya da boyada küçük kopma).
- There's a scratch on the rear bumper. (Arka tamponda bir çizik var.)
- This dent isn't marked on the form. (Bu göçük formda işaretlenmemiş.)
- Could you note this down before I leave? (Çıkmadan önce bunu not eder misiniz?)
Görevli That's fine, don't worry about it derse bile nazikçe forma yazdır ve telefonla fotoğrafını çek. Sözlü onay, iade günü kimsenin hatırlamadığı bir şeydir.
İadede ne söylersin?
İade, alıştan çok daha kısa sürer ama iki cümleyi hazır tut. Biri kontrolü birlikte yapmak için: Could we check the car together? Diğeri işlemi kapatmak için: Could I get a receipt confirming there's no damage? (Hasar olmadığını gösteren bir belge alabilir miyim?)
Ofis kapalıyken bırakacaksan önceden sor: Is there an after-hours drop-off? Geç kalacağını anlarsan aramayı erteleme: I'm running about an hour late. Is there an extra charge?
İade noktası şehir dışındaysa terminale ya da merkeze nasıl döneceğini de sor: Is there a shuttle back to the terminal? Servis yoksa geri kalan yolu taksiyle ya da metroyla tamamlarsın; o kısımda taksi ve toplu taşıma kalıpları devreye girer.
Bu kalıpları gitmeden nasıl oturtursun?
Listeyi okumak yetmez, çünkü görevli senin sıranla konuşmaz. Bir arkadaşından görevli rolüne girip hızlı konuşmasını ve paketi ısrarla önermesini iste. Sahneyi iki üç kez oynarsan gerçek bankoda cümleler kendiliğinden gelir.
Sık Sorulan Sorular
Araba kiralarken excess ne demek?
Excess, araçta hasar olursa cebinden çıkacak en yüksek tutardır. Amerikan İngilizcesinde aynı şey deductible olarak geçer. Bankoda What would the excess be without it? diye sorarak ek paketin sana ne kazandıracağını görebilirsin.
Full to full yakıt politikası nedir?
Aracı dolu depoyla alıp dolu depoyla geri verdiğin yakıt politikasıdır. Genelde en hesaplı seçenektir; full to empty seçeneğinde ise yakıtı baştan ödersin ve kullanmadığın kısmın parası çoğu zaman iade edilmez.
Bankoda ek sigortayı İngilizce nasıl reddederim?
Kısa ve sakin bir cümle yeter: Thanks, but I'm already covered ya da I'll decline the extra cover, thank you. Görevli ısrar ederse I understand, but I'll stick with what I booked diyerek aynı cümleyi tekrar et.
Araçtaki hasarı teslim alırken nasıl bildiririm?
There's a scratch on the rear bumper gibi bir cümleyle göster, ardından Could you note this down before I leave? diyerek forma yazdır. Sözlü onaya güvenme, telefonla fotoğrafını da çek.