Will mi Going To mu? Gelecekten Konuşurken Doğru Seçim
Will ile going to farkı üç soruyla çözülür: plan mı, kanıt mı, söz mü? Günlük konuşmada hangisini ne zaman seçeceğini örneklerle gör.
Karar anında verdiğin söz ve teklifte will, önceden planladığın şeyde ya da gözünün önündeki bir işarete bakarak yaptığın tahminde going to kullanılır. Türkçede ikisi de "-ecek/-acak" olduğu için kafan karışıyor. İngilizce ise sana "Bu gelecek zaten kafanda var mıydı?" diye soruyor.
Türkçede tek kalıp, İngilizcede neden iki seçenek var?
"Yarın ofise gideceğim" cümlesi Türkçede her durumu karşılar. Haftalardır planladığın tatil de, az önce aklına gelen bir fikir de "-ecek" ile biter. İngilizce bu farkı fiilin kalıbıyla gösterir. Konuşurken çevirmeye çalıştığında hep aynı kalıba (çoğunlukla will'e) sarılmanın sebebi budur.
Bunun bedeli küçük ama fark edilir: "I will travel to Izmir next week" dediğinde dinleyen, bu işin henüz belli olmadığını ya da seninle ilgili bir söz verdiğini düşünebilir. Oysa sen bileti çoktan almışsındır.
Öğrenci sorusu: "Ben hep will diyorum, yanlış mı?"
Bir öğrencimiz derste şunu sordu: "Hocam, arkadaşıma I will meet my sister tonight dedim, tuhaf karşıladı. Gramer olarak doğru değil mi?"
Cümle gramer olarak doğru. Sorun mesajda. Kardeşiyle buluşma akşam için çoktan ayarlanmıştı, yani bu bir plan. Arkadaşı "will" duyunca "Şimdi mi karar verdi?" diye düşündü. Doğru hali I'm going to meet my sister tonight olurdu. Hatanın adı yanlış zaman değil, yanlış izlenim. Aşağıdaki üç soru bu izlenimi doğru kurman için.
1. Adım: Plan mı, anlık karar mı?
Önce şunu sor: Bu işi konuşmadan önce biliyor muydum? Cevap evetse going to, hayırsa will kullan.
- I'm going to start a new job in March. (Teklifi kabul ettin, tarih belli.)
- Oh, the phone is ringing. I'll get it. (Karar tam o saniyede doğdu.)
- We're going to order pizza tonight. Want to join? (Akşam yemeği planı hazır.)
- Hmm, I'll have the soup. (Menüye bakarken karar verdin.)
Bir ipucu: Cümleye "yani zaten niyetim vardı" ekleyebiliyorsan going to doğrudur. Telefon örneğinde "zaten niyetim vardı" demek komik olurdu, çünkü niyet yoktu.
2. Adım: Elinde bir kanıt var mı?
Bazen plan yoktur ama bir şeyin olacağını şimdiden görürsün. Gökyüzü kararmıştır, arabanın lastiği inmiştir, arkadaşın kapıya yönelmiştir. Böyle durumlarda going to kullanılır, çünkü tahminin dayanağı bugün gözünün önünde.
- Look at those clouds. It's going to rain.
- Careful! You're going to spill your coffee.
- She looks exhausted. She's going to fall asleep in the meeting.
Dayanak yoksa, yani sadece sezgin ya da genel bir kanın varsa will kullanırsın: I think it will rain tomorrow (hava durumuna bakmadın, öyle hissediyorsun). I think she'll like the gift (bir kanıtın yok, tahmin ediyorsun). İkisi arasındaki farkı özellikle "I think" ile birlikte duyarsın, çünkü will tahminleri çoğu zaman bu kalıpla gelir.
3. Adım: Söz mü, teklif mi?
Üçüncü soru: Karşındakine bir şey mi vaat ediyorum, yardım mı öneriyorum, bir şeyi mi reddediyorum? Bunların hepsinde will vardır ve bu konuda going to kullanmak cümleyi garipleştirir.
- I'll send you the file in ten minutes. (Söz)
- Don't worry, I'll help you move. (Teklif)
- I won't tell anyone, I promise. (Söz, olumsuz)
- I won't lend him my car again. (Kararlı ret)
Karşındaki "Bunu yapar mısın?" diye sorduğunda Sure, I'll do it dersin. I'm going to do it ise "zaten yapacaktım, sen karışma" gibi duyulabilir. Küçük bir ton farkı ama iş yerinde önemli.
Karıştırdığında ne olur? İki kısa sahne
Bir kafede arkadaşın "Bu hafta sonu ne yapıyorsun?" diye soruyor. Planın varsa: I'm going to visit my grandparents. Planın yoksa ve fikir şimdi aklına geldiyse: Hmm, maybe I'll go hiking. Aynı soruya iki cevap, iki farklı durum.
Bir de iş yerinde: Müdürün "Rapor hâlâ hazır değil" diyor. I'll finish it by five söz verir. I'm going to finish it by five ise bunu zaten planladığını gösterir. Hangisini seçeceğin, karşındaki kişiye ne hissettirmek istediğine bağlı. Bu tür günlük konuşma anlarında zamanı ifade etmek için İngilizce zaman deyimleri da işine yarar: tonight, next week, in a couple of days gibi ifadeler planı netleştirir.
Konuşurken seçimi nasıl otomatikleştirirsin?
Kural bilmek ile konuşurken uygulamak farklı şeyler. Hızlı bir yol: Kendi planlarını sesli anlat. "Bu akşam, bu hafta, bu yıl" için üç cümle kur. Sonra ses kaydını dinle, hangisinde will dediğini yakala. Bunun için konuşmanı kaydedip kendini dinlemek çok net bir yöntem. Kaydı dinlerken "Bu plan mıydı, karar mıydı?" diye sorarsın ve yanlış seçimin kulağına çarpar.
Bir eğitmenimizin dediği gibi: "Öğrenci kuralı biliyor. Eksik olan, cümleyi kurmadan önce o bir saniyelik soruyu sorma alışkanlığı." Bu alışkanlık pratikle gelir.
Soru sorarken ve olumsuz cümlede fark var mı?
Aynı mantık sorularda da geçerli. What are you going to do this weekend? karşındakinin planını sorar. Will you help me with this? ise rica eder, cevap "Sure, I will" ya da "Sorry, I can't" olur. Olumsuzda I'm not going to go kararını açıklar, I won't go daha sert ve kesin bir ret gibi duyulur.
Bir de şunu bil: Ayarlanmış bir buluşmada I'm meeting my sister tonight da denir. Günlük konuşmada bu kalıp da sık geçer, ama önce will ile going to ayrımını oturtmak işini kolaylaştırır.
Sık yapılan üç hata
- Her yerde will: Planları anlatırken bile will kullanmak. Çözüm: 1. adımdaki soruyu sor.
- Söz verirken going to: I'm going to help you yerine I'll help you demek daha doğal.
- Kanıt varken will: Dumanı görüp There will be a fire demek. Burada There's going to be a fire gerekir.
İkisini birbirinden ayırmak, mükemmel olmak zorunda değil. Bir cümlede yanılsan da karşındaki seni anlar. Amaç doğru izlenimi vermek. Bu hafta kendi planların için her gün üç cümle kur, ilk iki adımdaki soruları sor ve hangi cümlede kararını değiştirdiğini fark et. Birkaç günde seçim elinden otomatik çıkmaya başlar.
Sık Sorulan Sorular
Will ile going to arasındaki en kısa fark nedir?
Will anlık karar, söz ve teklif için, going to önceden verilmiş plan ve gözle görülen işaretlere dayalı tahmin için kullanılır.
Konuşurken hep will kullanırsam yanlış olur mu?
Gramer olarak hata sayılmaz, ama planlarını anlatırken will kullanırsan karşındaki işi henüz kararlaştırmadığını düşünebilir.
I think ile hangisi kullanılır?
Dayanağı olmayan tahminlerde genellikle will gelir: I think it will rain. Gökyüzüne bakıp tahmin ediyorsan going to kullanırsın.
Gelecekteki plan için present continuous kullanılır mı?
Evet, ayarlanmış bir buluşma ya da randevuda I'm meeting my sister tonight denebilir. Günlük konuşmada bu da sık geçer, ama önce will ile going to ayrımını oturtmak işini kolaylaştırır.