talkup
Günlük Deyimler

İngilizce Para Deyimleri: Break the Bank Ne Demek?

It won't break the bank pahalı mı demek, ucuz mu? Cost an arm and a leg, splash out ve diğer para deyimlerini, hangisinin şikâyet hangisinin övgü taşıdığıyla birlikte öğren.

Bir kafede yan yana oturan iki genç kadın, biri telefonundaki mesaja şaşkın bakarken diğeri gülümseyerek açıklama yapıyor, masada küçük bir hediye kutusu duruyor

İngilizce para deyimleri çoğunlukla üç şeyi anlatır: bir şeyin ne kadar pahalı olduğunu, paranı nasıl harcadığını ve cebinin ne durumda olduğunu. En bilinen ikisi zıt yönde çalışır: cost an arm and a leg “çok pahalı” demektir, it won't break the bank ise “cebini yakmaz, makul fiyatlı” anlamına gelir.

Bu deyimleri kelime kelime çevirirsen anlam bazen tersine döner. Aşağıda bir öğrencimizin kafasını karıştıran bir mesajdan yola çıkıp en sık duyacağın para deyimlerini tonlarıyla ve kullanım yerleriyle görüyoruz.

Won't break the bank: pahalı mı demek, ucuz mu?

Geçen ay bir öğrencimiz konuşma odasına telefonundaki bir mesajla girdi. Kanada'da yaşayan bir arkadaşıyla, ortak bir arkadaşlarına doğum günü hediyesi seçiyorlarmış. Öğrencimiz kablosuz bir kulaklık önermiş, arkadaşı da şöyle yazmış: “Good call, it won't break the bank.”

Sorusu netti: “Break kırmak, bank banka. Bankayı kırmak mı? Yani bu hediye bizi batırır mı diyor? Fikrimi beğenmedi mi?”

Tam tersi. Break the bank, “birinin bütçesini aşacak kadar para harcatmak” demek, ama gündelik konuşmada neredeyse hep olumsuz kurulur: it won't break the bank, it doesn't have to break the bank. Arkadaşı “İyi fikir, cebimizi yakmaz” demiş, yani öneriyi onaylamış. Para konuşmak iş hayatında daha ciddi bir hal alır; teklif edilen rakamı nasıl tartışacağını İngilizce maaş pazarlığı yazısında anlattık.

Bu sorunun öğrettiği şey şu: para deyimlerinde asıl tuzak tek tek kelimeler değil, cümlenin yönü. Olumsuz yapıyla gelen bir deyim duyduğunda önce kendine sor: bu cümle pahalılıktan mı şikâyet ediyor, yoksa uygun fiyatı mı övüyor? Bu deyimleri en çok mağazada fiyat konuşurken ya da pazarlıkta duyarsın; o anlarda kullanacağın cümleler alışverişte İngilizce rehberinde hazır.

Bir şeyin çok pahalı olduğunu nasıl söylersin?

Gündelik konuşmada en çok duyacağın üç ifade var. Üçü de pahalılık anlatır ama tonları farklı.

  • cost an arm and a leg: Kelime anlamı “bir kola ve bir bacağa mal olmak”, yani çok pahalı. Abartılı ama nötrdür, fiyatın hak edilip edilmediğini söylemez: Fixing the car cost an arm and a leg.
  • pay through the nose: Bir şey için gereğinden fazla ödemek. İçinde hafif bir sitem var, kazıklandığını hissediyorsun: We paid through the nose for those last-minute flights.
  • a rip-off: Doğrudan “kazık”. Fiyatın haksız olduğunu düşündüğünde kullanılır ve oldukça gündeliktir: Eight pounds for a small coffee? That's a rip-off.

Farkı şöyle aklında tut: cost an arm and a leg sadece “pahalıydı” der, belki de değmiştir. Pay through the nose ve rip-off ise “bu fiyat haksız” mesajı taşır. Arkadaşının yeni aldığı ceket için That's a rip-off dersen, fiyatı değil onun seçimini eleştirmiş olursun.

Bilerek bol para harcamayı nasıl anlatırsın?

Her büyük harcama şikâyet konusu değildir. Kendine ya da sevdiklerine güzel bir şey aldığında splash out (on something) kullanılır: keyfine para harcamak, kesenin ağzını açmak. We splashed out on a nice hotel for our anniversary. Cümlede pişmanlık yok, aksine bir kutlama havası var.

Hesabı kimin ödediğini söylemek istiyorsan foot the bill işini görür: The company footed the bill for the training. Diğerlerine göre biraz daha resmî bir tondadır; haberlerde ve iş konuşmalarında da rahatlıkla geçer.

Paran kısıldığında hangi deyimleri kullanırsın?

Ay sonu yaklaşıyorsa ya da tasarruf modundaysan şu ifadeler çok doğal durur:

  • be strapped for cash: Geçici bir para sıkıntısı içinde olmak. Bir daveti kibarca geri çevirirken çok işe yarar: I'd love to come, but I'm a bit strapped for cash this week.
  • tighten your belt: Kemerleri sıkmak. Türkçedeki deyimle neredeyse birebir aynı olduğu için akılda kalması en kolay olanı: We need to tighten our belts until the summer.
  • money doesn't grow on trees: “Para ağaçta yetişmiyor.” Genelde ebeveynlerin çocuklarına söylediği, biraz öğüt kokan bir cümle. Arkadaş arasında şakayla da duyarsın.

Para darlığını anlatmak için deyim şart da değil. Get by (idare etmek, kıt kanaat geçinmek) gibi basit bir phrasal verb aynı işi görür: We're just about getting by. Get'in arkasına gelen küçük kelimenin anlamı nasıl değiştirdiğini get ile kurulan en sık phrasal verb'lerde ayrıca anlattık.

Para deyimlerinde en sık hangi hatalar yapılıyor?

Konuşma odalarımızda bu deyimlerle ilgili en sık üç hatayı görüyoruz:

  • Kalıbı bozmak. “It cost my arm and my leg” denmez; kelimeler sabittir. Değişen sadece zaman olur: It's going to cost an arm and a leg.
  • Break the bank'ı olumlu cümlede kullanmak. “This holiday broke the bank” yanlış değil ama çok daha seyrek duyulur. En doğal kullanım olumsuz cümle ya da sorudur: Will it break the bank?
  • Her pahalı şeye rip-off demek. Kaliteli ama pahalı bir ürün için pricey ya da a bit steep demek hem daha adil hem daha kibar.

Deyimleri kelime anlamıyla okumak sadece para deyimlerine özgü bir tuzak değil. Bir öğrencimizin under the weather deyimini hava durumu sanması da aynı yerden çıkmıştı: kelimelere değil, deyimin bütününe bakmak gerekir.

Hızlı özet: hangi deyim ne zaman?

DeyimAnlamıNe zaman
cost an arm and a legÇok pahalıFiyatı abartarak anlatırken
break the bankBütçeyi aşmakGenelde olumsuz: it won't break the bank
pay through the noseGereğinden fazla ödemekKazıklandığını hissettiğinde
a rip-offKazıkFiyat haksızsa, gündelik ortamda
splash outKeyfine para harcamakBilerek yapılan, keyifli bir harcamada
foot the billHesabı ödemekKimin ödediğini söylerken
be strapped for cashEli dar olmakGeçici darlıkta, daveti geri çevirirken
tighten your beltKemerleri sıkmakTasarruf dönemini anlatırken

Para deyimlerini nasıl kalıcı hale getirirsin?

Listeyi ezberlemek yerine her deyimi kendi hayatından bir cümleye bağla. Son aldığın pahalı şey neydi? Onu cost an arm and a leg ile anlat. Geçen ay keyfine yaptığın bir harcama var mı? I splashed out on... diye başla. Kendi örneğin olan deyim, sohbet sırasında çok daha hızlı aklına gelir.

Sonra bunları gerçek bir konuşmada dene. Fiyatlar, tatil planları, kiralar: herkesin söyleyecek bir şeyi olduğu için para, konuşma pratiğinde en verimli konulardan biridir. Bizim öğrencimiz de iki hafta sonra arkadaşının cümlesini kendisi kullandı. Odada hafta sonu planları konuşulurken “Let's just get pizza, it won't break the bank” dedi ve bu kez kimsenin kafası karışmadı.

Sık Sorulan Sorular

It won't break the bank ne demek?

“Cebini yakmaz, makul fiyatlı” demek. Break the bank bütçeyi aşacak kadar para harcatmak anlamına gelir ama gündelik konuşmada neredeyse hep olumsuz cümlede kullanılır.

Cost an arm and a leg ile rip-off arasındaki fark nedir?

Cost an arm and a leg sadece bir şeyin çok pahalı olduğunu söyler, fiyatın hak edilip edilmediğine karışmaz. Rip-off ise fiyatın haksız olduğunu, kazıklandığını anlatır.

Tighten your belt Türkçedeki kemerleri sıkmak ile aynı mı?

Evet, neredeyse birebir aynı. Tasarruf etmek zorunda olduğun bir dönemi anlatırken kullanılır: We need to tighten our belts until the summer.

Para deyimleri iş ortamında kullanılır mı?

Bazıları kullanılır. Foot the bill biraz daha resmî bir tondadır ve iş konuşmalarında rahatça geçer; rip-off ve pay through the nose ise gündelik sohbete daha uygundur.

Bunlar da ilgini çekebilir