Eczanede İngilizce: Yurt Dışında Doktor ve Eczane Kalıpları
Yurt dışında hastalandığında eczanede derdini üç bilgiyi sırayla söyleyerek anlatabilirsin. Belirti kalıpları, eczacıya sorulacak sorular, doktor muayenesi ve kısa bir eczane diyaloğu.
Yurt dışında eczanede İngilizce derdini anlatmanın en kısa yolu üç bilgiyi sırayla söylemektir: ne hissettiğin, ne zamandan beri sürdüğü ve ne istediğin. “I've had a sore throat since yesterday. Can you recommend something?” demek, eczacının ihtiyaç duyduğu her şeyi tek seferde verir.
Bu yazıda önce belirti anlatmayı, sonra eczacıya sorulacak soruları, kısa bir diyaloğu ve doktora gitmen gerekirse duyacağın soruları görüyoruz. Sağlık konusunda uzun kelime listelerinden çok, birkaç doğru kalıbı sakin söylemek işe yarar.
Eczanede belirtilerini nasıl anlatırsın?
Türkçede “başım ağrıyor” deriz; İngilizcede ise ağrıya çoğunlukla I've got ya da I have ile sahip olursun. En sık işine yarayacak kalıplar:
- I've got a headache / a stomachache / a sore throat. Başım ağrıyor / midem ağrıyor / boğazım ağrıyor.
- I have a fever. Ateşim var. İngiltere'de I've got a temperature da çok duyulur. Dikkat: “I have fever” değil, araya a girer.
- I feel dizzy / I feel sick. Başım dönüyor / midem bulanıyor. İngiltere'de I feel sick çoğunlukla mide bulantısı anlamına gelir.
- I've been throwing up since this morning. Sabahtan beri kusuyorum.
- It hurts here. Burası acıyor. Organın adını bilmiyorsan göstermek tamamen yeterli.
Süreyi eklemek cevabı netleştirir: since yesterday (dünden beri), for two days (iki gündür). Eczacı ilk iş bunu soracağı için sen baştan söylersen konuşma kısalır.
Eczacıya hangi soruları sormalısın?
İlacı almak işin yarısı; nasıl kullanacağını anlamadan çıkma. Şu soruları cebinde tut:
- Do I need a prescription for this? Bunun için reçete gerekiyor mu?
- How often should I take it? Ne sıklıkla almalıyım?
- Should I take it with food? Tok karnına mı almalıyım?
- Does it make you drowsy? Uyku yapar mı? Araç kullanacaksan bu soru önemli.
- I'm already taking this. Is that okay? Zaten bunu kullanıyorum, sorun olur mu? Kutunun fotoğrafını göstermek en güvenli yol.
Türkiye'den bildiğin bir ilacı arıyorsan marka adını değil etken maddeyi söyle; markalar ülkeden ülkeye değişir. Küçük bir tuzak: Amerika'da parasetamol acetaminophen adıyla satılır, İngiltere'de ise paracetamol demen yeterli.
Alerjin varsa ilacı almadan önce mutlaka söyle: I'm allergic to penicillin. Aynı cümle yemek masasında da işine yarar; siparişini verirken sonuna eklemen yeter. Siparişin geri kalanı için restoranda İngilizce sipariş kalıplarını ayrıca derledik.
Eczanede konuşma nasıl geçer? Kısa bir diyalog
Seyahatin üçüncü günü boğazın ağrıyarak uyandın. Eczanede konuşma aşağı yukarı böyle geçer:
Pharmacist: Hi, how can I help?
Sen: Hi. I've had a sore throat since yesterday, and I think I have a bit of a fever.
Pharmacist: Any cough?
Sen: No, just the throat. It hurts when I swallow.
Pharmacist: Are you allergic to anything?
Sen: Not that I know of.
Pharmacist: Okay. These lozenges will help with the pain, and you can take paracetamol for the fever.
Sen: How often should I take them?
Pharmacist: Just follow the instructions on the box. If you don't feel better in a few days, see a doctor.
Sen: Great, thanks a lot.
İki şeye dikkat et. Not that I know of (“bildiğim kadarıyla yok”) kesin konuşamadığın her durumda kullanışlı bir kalıp. Lozenge ise boğaz pastili; kelimeyi bilmesen bile eczacının elindeki kutuya bakıp Are these for the throat? diye sorabilirsin.
Doktora gitmen gerekirse ne söylersin?
Eczacı seni doktora yönlendirdiyse ya da şikayetin geçmiyorsa şöyle başla: I'd like to see a doctor, please. ya da Can I make an appointment for today? Amerika'da randevusuz gidebileceğin yerlere urgent care, İngiltere'de walk-in centre denir. Ciddi bir durumda ise acile gidilir: ABD'de the ER, İngiltere'de A&E. Pasaport kaybı ya da hırsızlık gibi sağlık dışı krizler için de yurt dışında acil durum kalıpları elinin altında olsun.
Otelde kalıyorsan gece ilk soracağın yer genelde resepsiyondur: Is there a pharmacy open late near here? ya da Could you call a doctor for me? Resepsiyon sana eczanenin yerini tarif ederse, İngilizce yol sorma ve tarif anlama kalıpları o tarifi takip etmeni kolaylaştırır.
Muayenede doktorun soruları da büyük ölçüde tahmin edilebilir:
- What seems to be the problem? Şikayetiniz nedir?
- How long have you had it? Ne zamandır var?
- On a scale of one to ten, how bad is the pain? Ağrın birden ona kadar kaç?
- Are you taking any medication? Düzenli kullandığın bir ilaç var mı?
Doktorun söylediğini tam anlamadıysan tahmin etme: Sorry, could you write that down for me? İlacın adını ve dozunu yazılı almak, sonra eczanede de işini kolaylaştırır. Hastalığını duyan biri sana Get well soon dediğinde nasıl karşılık vereceğini de geçmiş olsun İngilizce nasıl denir yazısında anlattık.
Hangi kelimeler Türkçeden çevirirken karışır?
| İngilizce | Anlamı | Dikkat |
|---|---|---|
| prescription | reçete | Recipe yemek tarifidir, reçete değil. |
| over the counter | reçetesiz satılan | Eczacı “It's over the counter” derse reçeteye gerek yok demektir. |
| pharmacy / chemist's / drugstore | eczane | Chemist's İngiltere'de, drugstore ABD'de yaygın; pharmacy her yerde anlaşılır. |
| side effects | yan etkiler | Are there any side effects? diye sormak tamamen doğal. |
| drowsy | uyku yapan, sersemleten | Kutuda may cause drowsiness yazıyorsa araç kullanmadan önce dikkat et. |
Yola çıkmadan neyi hazırlamalısın?
Telefonuna İngilizce kısa bir not koy: alerjilerin, düzenli kullandığın ilaçların etken madde adları ve varsa kronik bir rahatsızlığın. Hasta ve yorgunken cümle kurmak zorlaşır; o anda not ekranını göstermek en kolay iletişimdir.
Bir de bu kalıpları birkaç kez yüksek sesle söyle. Sağlık cümleleri kısadır ama stresli anda akla gelmez; daha önce ağzından çıkmış bir cümleyi hatırlamak çok daha kolaydır. Talk Up odalarında seyahat senaryolarını rol yaparak çalışmak, gerçek bir eczanede kelime aramak yerine doğrudan derdini anlatmanı sağlar.
Sık Sorulan Sorular
Eczanede bir ilacın reçetesiz satılıp satılmadığını nasıl sorarım?
“Do I need a prescription for this?” ya da “Can I buy this over the counter?” diyebilirsin. İkisi de eczanede tamamen doğal karşılanır.
“Ateşim var” İngilizcede nasıl denir?
“I have a fever” dersin; İngiltere'de “I've got a temperature” da çok yaygındır. “I have fever” şeklinde a'yı atlamak eksik olur.
Türkiye'deki ilacımın adını söylesem yurt dışında anlarlar mı?
Marka adları ülkeden ülkeye değiştiği için etken maddeyi söylemek ya da kutunun fotoğrafını göstermek daha güvenlidir. Örneğin ABD'de parasetamol acetaminophen adıyla satılır.
Doktorun söylediğini anlamazsam ne yapmalıyım?
Tahmin etmek yerine “Sorry, could you write that down for me?” de. İlacın adını ve dozunu yazılı almak eczanede de işini kolaylaştırır.